GOOGLE VARSA!

Tartıştığınız mekanda internete bağlanmak mümkünse
ve konu hakkında bazı çekinceleriniz/şüpheleriniz
varsa bunu peşinen dile getirmeniz sizin lehinizedir.

Kendinize çok emin havası vermek sizi zora sokabilir.

Birçok kez  insanların tartışırken hemen google'a başvurduklarını
ve birilerini haksız çıkartma "zevkine vardıklarını" gördüm.

Siz nelere şahit oldunuz?

BEN GELDİM


RİSK!

 The person who risks nothing,

does nothing,

has nothing,

is nothing,

and becomes nothing.

 

He may avoid suffering and sorrow,

but he simply cannot learn

and feel

and change

and grow

and love and live!

Leo F. Buscaglia

ETİ'DEN BAHSETMİYORUZ :)

Tutkusu olmayan bir erkek,  güzelliği olmayan bir kadın gibidir!

BİTİR-MEK!

Başlamazsan,

BİTİREMEZSİN!

ŞİMDİLİK!

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış.

Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış.

Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.

“Bu at bir at değil benim için; bir dost. İnsan dostunu satar mı hiç?” dermiş sürekli.

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.

Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.

“Ne talihsiz ne bahtsız adamsın . Var yok bir atın vardı onu da çaldılar. Keşke zamanında krala satsaydın, ömrünün sonuna dek beyler gibi yaşardın. Şimdi ne atın var ne de paran. Vah vah.”

İhtiyar cevap verir büyük bir bilgelikle: “Karar vermek için acele etmeyin. Atım için sadece kayıp deyin. Çünkü gerçek bu.

Ondan ötesi sizin yorumunuz. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı , bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan birkaç zaman geçtikten sonra at, bir gece ansızın dönmüş .

Meğer çalınmamış da dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de vadideki 12 yaban atını da peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp yeniden ihtiyarın yanına gitmişler ve özür dilemişler.

“Sen haklı çıktın biz sana ne talihsizsin dedik ama aslında ne şanslıymışsın sen bak şimdi 13 atın oldu. Adeta devlet kuşu kondu başına” demişler.

İhtiyar adam yine gülümseyerek, “Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ancak bundan sonra neyin geleceğini kimse bilemez. Başıma gelen bu olay bir şans mı yoksa şanssızlık mı bunu zaman gösterecek.”

Demiş demesine ama köylü bu ihtiyar adam hakkında daha da emin bir biçimde, “Bu herif sahiden deli yahu!” demiş ve evlerine dönmüşler.

Bir hafta geçmeden yaban atlarını ehlileştirmeye çalışan ihtiyar adamın bir tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış.

Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler yine gelmiş ihtiyara :

“Bir kez daha haklı çıktın.” demişler. “bu atlar gelmeseydi oğlun da ehlileştirmeye çalışmayacaktı ve düşüp de bacağını kırmayacaktı. Oysa sana bakacak başka kimse de yok. Şimdi eskisinden daha fakir ve zavallı olacaksın. Ne talihsiz ne bahtsız bir adamsın sen. Tüh..”

İhtiyar, “Siz sahiden erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz . Yine karar vermek için acele ediyorsunuz. Gerçek olan oğlumun bacağının kırıldığı, gerisi sizin kararınız. Ama acaba ne kadar doğru? Bunu zaman gösterecek” diye cevap vermiş.

Birkaç hafta sonra, düşman orduları ülkeye saldırmış ve kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler ihtiyarın bacağı kırık oğlu dışındaki tüm gençleri askere almışlar. Köyü büyük bir matem sarmış . Çünkü savaşın kazanılma ihtimali yokmuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

Köylüler yeniden ihtiyar adamın yanına gitmişler.

Yine haklı olduğunu kanıtladın. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse senin yanındalar. Oysa bizimkiler, belki asla dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil de şansmış meğer.”

“Yok yok siz gerçekten erken karar verme hastalığına yakalanmışsınız. Oysa ne olacağını kimse bilemez.

Bilinen tek gerçek oğlumun askerde değil de yanımda olduğu ve bacağının kırık olduğu. Bundan ötesi sizin yorumunuz. Bütün bunların talih mi yoksa şanssızlık mı olduğunu yalnızca Allah bilir ve zaman gösterir."

 

REZİLLİK!

İstanbul'da iki adet gazete ücretsiz dağıtılmaktadır.

20dk. ve Gaste...

 

Gaste, internetteki yorumlardan da anlaşılacağı gibi

ele alınabilir, okunabilir bir gazete olarak çıkmış ve böyle devam etmektedir.

 

20dk. ise kendilerinin yorumu olan "evinizin gazetesi değil"

mantığıyla çıkmaktadır. Yani eve götürmeniz mümkün değil.

20dk. gazetenin bugünkü manşetindeki "haber" gibi REZİLLİK-REZALET "haber"leriyle dolu.

 

Şok, Posta, Bulvar gazetelerinin ücretsiz dağıtılanı.

Cinnet, cinayet, tecavüz, magazin, felaket "haber"lerinin "gazetesi".

Evinizin gazetesi değil.

 

Kazada ölen çocukların cesetlerini manşete tam boy koyup 

ucuz "acı paylaşma" "haber"leri veren "gazete"!!!

 

Tam anlamıyla rezalet!!!     

YILLARCA YANILMIŞIM!

Bazı kelimeler vardır. Yıllarca yanlış bildiğimiz...

Yazılışını, okunuşunu...

Doğru sandığımız...

Sizin de var bir tane!

Haydi paylaşın, çekinmeyin!

ÇEVİRİ YETENEĞİ...

Bugün bir eğitime katıldım.

Eğitimcinin dili İngilizce.

Bir arkadaş da İngilizce'den Türkçe'ye çeviriyor.

İngilizce'si de yeterli.

Ama kafası başka şeylerle meşgul. .

Dalmış hülyalara...

Birçok kez cümleyi tekrarlattı.

 

Bir ara o kadar dalmış ki,

eğitimi veren kişiye Türkçe soru sorup bize de İngilizce açıklama yaptı.

Kimse gülmedi, yadırgamadı, umursamadı...

Ya kimse dinlemiyordu, ya da dikkate almadı...

Ben de çeviri hatalarına takılıp, konudan koptum!

Eğitim önemli vesselam!

 

DURAKSAMA DÖNEMİNDEYİM...

İyi birşeyler bulana kadar, selamlar...